Monday, January 13, 2014

8 degil 8848

Mekan 8'i serce parmagimi birakmisim gibi ozluyorum ama simdi 8848'deyiz.
Bir sure daha.
Belki uzun bir sure daha.
umarim cok cok uzun degil.
8848'de kucuk bir yavrucuk oldugu icin tuketimimiz limitli ama, pazartesiler benim.

mesela bugun cok Czech:





Saturday, November 26, 2011

Gündüz mojitosu


Aslında bu deneyi yapalı neredeyse 3 hafta oldu. Ama fotoğrafları düzenleme konusunda fazla tembel davrandığım için hikayesi de gecikiyor.
Neyse, evde mojito deneyimim kendi kendime bir sürahiyi bitirmeye vardığına göre, kokteylde DIY başarı oranı yüzde 60 civarında.
Zaten bence esmer şeker ve yeşil yeşil Bodrum limonları her içkiyi kurtarabilir.

Bir de havaya girip nachos, taco işine filan de sardım ama sonuç iyi olmadı.

Demek ki insanın sabah akşam öldürecek vakti olduğunda gerçekten mexican night, fondue fantasy, french feast gibi umutsuz temalar arasında kaybolabiliyor.

Ama buraya kadarmış. Pazartesiden sonra maceralardan yorulan mutfağım nefes alacak biraz.






Tuesday, November 15, 2011

Doğumgünü sonrası -- ya da -- La maison est où les amis sont




Bu fotoğraf bana babamın gençliğinde Ankara'da çekilmiş resimleri hatırlattı nedense. Bu kadar çok şişe dizilmiş bir kare gördüğümden değil. Eskimiş apartman, kış ışığı ve böyle yorgun yorgun dizilmiş şaraplar.
Sevgilimin doğumgününü Beyoğlu'nda bir rakı sofrası etrafında değil, evimizdeki yamuk kanepe etrafında kutlamayı tercih ettik. Mücver, ıspanaklı börek, biber dolma gibi bir menümüz ve anlaşıldığı gibi şişe şişe içkimiz vardı.

Yemeğin daha iştah açıcı olan ilk sofraya gelmiş halini çekmiş olmayı tercih ederdim ama bu leftover görüntünün de sabah evi toplamakta çektiğim acıları anlatan daha gerçekçi bir yanı var.

Saturday, August 27, 2011

İşsiz dolabi




Calismayinca Home TV'de Nigella, Show Plus'ta Jamie izleyip mutfakta harikalar yaratmaya cabalamak icin vaktim olur diye dusunuyordum. Ama issizligin uzerimdeki etkisi yalnizca miskinlige donustu.
Bugun Migros'tan sadece iki gazete, bir paket sigara, iki muffin alip cikmayi basardim.
Normal sartlarda bu 3 sey icin gittigimde muhtemel liste asagi yukari soyle bir seye donusurdu:
- beyaz peynir
- eski kasar
- fume et
- yogurt
- meyveli yogurt
- uzum, erik, kayisi, kiraz, nektarin...
- tabasco
- dixi ilkbahar
- ne ise yaradigini tam anlamadigim bir tur kosla
- st. dalfour portakal reçeli
- roze
- bira
- buzlukta aylarca beklemeye mahkum superfresh urunleri (mezgit fileto, hamsi, balik koftesi, ispanak, milfoy v.s..)
- tart hamuru
- puding
- diyet kola
- dondurma

Daha da uzayabilir tabii.

"The tops: It's where the muffin breaks free of the pan does it own thing."


Bugun o Seinfeld episodunu hatirlayarak limonlu muffinlerin tepesini kemirdim ve buzdolabinda tatil oncesinden kalma iki kutu sut disinda bir sey yoktu.
Bir de mutfakta minik kelebekler ucuyor.

Evi kendi haline birakmayi hic sevmiyorum. Arasi bozuk sevgililer gibi huzursuzuz.

Sunday, September 19, 2010

neecheebox


tatlı kedi resimleri post'unun baygınlığını sevmiyorum. ama kendini koca poposuyla mudo kutusuna sıkıştıran, sonra sanki dünyanın en konforlu yerindeymiş gibi havalara giren neechee'yi atlamam imkansız.

bir ara kafasını kutudan aşağıya sarkıtıp sanki küçük bir sandaldaymış gibi parkeyi izledi.
sonra da kulaklarını titrete titrete rüyalar görerek uyudu biz kahvaltı yaparken...

pazar dağınığı


pazar gazetelerinin sayfa sayısı ince bir kitaba eşit, okunan haber sayısı yaklaşık 5.
asla da tertipli bir okuma biçimim yok.
karıştır, at.
sonuç bu.

Saturday, September 18, 2010

pancake


Bu, haftasonu çalışmaya başlamadan önce, kendi çapında küçük bir gelenekti.
acaba gym class heroes şarkısından mı çıktı yoksa ben uydurduktan sonra şarkısını mı bulduk hatırlamıyorum.
ama sonuçta pancake pöti kare masaya geri döndü.
yanında bal, kapağı zor açılan reçel, nutella vardı.
bir de masada nutella ve peyniri birlikte yemenin muhteşem bir fikir olduğunu iddia eden insan!

şarkı da böyle:
"I mean she even cooks me pancakes
And Alka Seltzer when my tummy aches
If that ain't love then I don't know what love is"