Sunday, September 19, 2010

neecheebox


tatlı kedi resimleri post'unun baygınlığını sevmiyorum. ama kendini koca poposuyla mudo kutusuna sıkıştıran, sonra sanki dünyanın en konforlu yerindeymiş gibi havalara giren neechee'yi atlamam imkansız.

bir ara kafasını kutudan aşağıya sarkıtıp sanki küçük bir sandaldaymış gibi parkeyi izledi.
sonra da kulaklarını titrete titrete rüyalar görerek uyudu biz kahvaltı yaparken...

pazar dağınığı


pazar gazetelerinin sayfa sayısı ince bir kitaba eşit, okunan haber sayısı yaklaşık 5.
asla da tertipli bir okuma biçimim yok.
karıştır, at.
sonuç bu.

Saturday, September 18, 2010

pancake


Bu, haftasonu çalışmaya başlamadan önce, kendi çapında küçük bir gelenekti.
acaba gym class heroes şarkısından mı çıktı yoksa ben uydurduktan sonra şarkısını mı bulduk hatırlamıyorum.
ama sonuçta pancake pöti kare masaya geri döndü.
yanında bal, kapağı zor açılan reçel, nutella vardı.
bir de masada nutella ve peyniri birlikte yemenin muhteşem bir fikir olduğunu iddia eden insan!

şarkı da böyle:
"I mean she even cooks me pancakes
And Alka Seltzer when my tummy aches
If that ain't love then I don't know what love is"

Wednesday, September 8, 2010

jack is back


Bir süredir, jack'le küsüz. kötü anılarımız var...
ama dün gece sürpriz bir kararla eve geri döndü. iyi davrandık, hor kullanmadık.
limonlu kek gibi masum şeyler hayali kurarken, ikea'dan aldığımız sapsız şarap kadehlerinde buzlar şıkırdamaya başladı.

Monday, September 6, 2010

sonra niye her şey tüylü!


Neechee'nin eksik sevilmiş çocuk psikolojisi eşyalarımla kucaklaşmasıyla sonuçlanıyor.
Yeni yıkanmış çarşaflar, elbiselerim, ayakkabılarım, çantalarım yavrucuğun doğal uyku alanı.
ama sonra işe gidiyorum "kedin mi var?" ilk soru.
ben de onun kadar furry olmaya alışmalı mıyım?

Maçtan kalan




Türkiye-Fransa maçı, 20 sayı farklarda sürdüğü için çok çıldırtmadı, o yüzden tüketimimiz az.
Biraya devam etmedik, bu topçuk cipsi de galiba artık sevmiyoruz. (sanırım çerezza)

ama bu ev yoğun tüketimi iyi bilir. mesela şöyle bir fenomen var:


(ceylan'ın sanat eseri, 2008)

Saturday, September 4, 2010

kahvaltıdan sonra...


Starbucks'ın kahvesi güzel olsa da, sevgilim sabah sabah oraya kadar gidemeyeceğini söyledi. Tansaş'tan Jacobs aldı.
Uğur Pastanesi'nden de çeşitli, poğaça ve çörek...
Uğur amca tatlıların üstüne bu kadar pudra şekeri koymasa keşke diye konuştuk.
Neechee yemek yerken hiç masaya çıkmadı.
Sahanda yumurtanın vıcık olması dışında sorunsuz, camdan haifif esinti süzüle süzüle takıldık.